Lazer Epilasyon

 

Diode Lazer

Yeni geliştirilmiş dijital spektrofotometre cihazları ile rakamsal ölçüm yapılabilmekte; göz ile saptanamayan faktörler hesaplanarak epilasyon için uygulanacak etkin fakat risksiz doz belirlenmektedir.

Oldukça koyu renk cilt yapısı olanlarda cildi korumak için tercih edilebilir. Fakat bu nedenle de verilen enerji miktarı arttırılacağından hissedilen acı fazladır.
Sadece yüzeyel kıl köklerine etki eder, kalın ve kökleri derinde olan vücut kılları için önerilmez, cihaz cilde temas ederek uygulama yapıldığından hijyen açısından sorun olabilir.

 

DİODE ÜTÜLEME LAZER EPİLASYONUN DİĞER LAZER SİSTEMLERDEN FARKLILIKLARI NELERDİR?

Diode ütüleme lazerler 810 nm dalga boyundaki lazerlere verilen genel addır. Farklı markada ve farklı ülke kaynaklı diode ütüleme lazerler Türkiye’de kullanılmaktadır. Diode lazerler diğer lazerden farklı teknolojik özelliklere sahiptir. Diode ütüleme lazer, istenmeyen tüylerin azalmasını amaçlayan bir lazer tedavi yönetimidir. Diode ütüleme lazer’in dalga boyu diğer lazer tekniklerine göre daha uzun olduğu için koyu renkli tenlerde bile tedavi süresine göre değişiklik gösteren etkili sonuçlar elde edilmektedir.
Diode ütüleme lazerler diğer lazerlerden daha derine inerler. Bu nedenle derin yerleşim gösteren kıllarda etkin tedavi sağlarlar.
Diode ütüleme lazerlerin yüz, sırt, kol bölgesinde etkili lazerlerdir. Bu nedenle bir lazer polikliniğinde kesinlikle bulunmalıdır. Tüm bölgeler ve sonuçlar değerlendirildiğinde diode ütüleme lazerler etkili lazerlerdir.
Diode ütüleme lazerlerin bir önemli üstünlükı da bütün cilt tiplerinde kullanılabilmesi ve dört mevsim yapılabilmesidir.
. Diğer lazerden daha az melanin tarafından emilse de kılı tahrip etmeye yetecek emilim gerçekleşir.

  • Deride leke kalma olasılıki azdır.
    • Koyu renk ciltlerde dâhil olmak suretiyle diode ütüleme lazerler bütün cilt tiplerinde epilasyon yapılabilen lazerlerdendir.
    • Kontakt veya hava soğutmalı tipleri vardır.
    • Dalga boyu 810 nm’dir.
    • Bu dalga boyu diğer lazer sistemlerine göre daha derine erişebilir.
    • Pulse süresi cihazın yöntem özelliklerinden kaynaklı uzundur ve esmer tenlilerde kullanmak mümkün.
    • Pulse süresinin uzun olması ince kıllarda etkinliği azaltabilir. Bu nedenle pulse süreleri ayarlanabilen diode ütüleme cihazları da üretilmiştir. Bu tip fonksiyonu bulunan diode ütüleme lazerler ince tüylede etkili olabilen önemli lazerlerdendir.
    • Derin ve kalın kıllarda etkinliği daha çokdır. Bu özellikleri sebebiyle erkek sırtı, kadın ve erkek kol ve yüzünde etkin lazerlerdir.
    •Diğer lazer sistemleri gibi ince tüylerde tetikleme yani artırma yan etkisi yoktur.

DİODE ÜTÜLEME LAZER EPİLASYON ÖNCESİ NE YAPILMALIDIR?

. Diode ütüleme lazer epilasyon öncesi solaryuma girmeyiniz.
. Lazer epilasyon öncesi ağda/sir v.b. kökden müdehaleli uygulama yaptırmayın.
. 1-2 gün öncesinden jiletle tıraş yapabilirsiniz.
. Lazer epilasyon yapılacak bölgeye renk açıcı sarartıcı krem uygulamayınız.
. Cildiniz için kullanmış olduğunuz roacuttan v.b ilaçlarda programa başlamak için 6 ay öncesinden kesiniz.
. Kimyasal peeling yaptırmayınız.
. Lazer yapılacak bölgede herpes (uçuk) varsa önce tedavi olunuz.
. Herhangi bir hastalığınız varsa hekime kesinlikle bildiriniz.

DİODE ÜTÜLEME LAZER EPİLASYON SONRASI NE YAPILMALIDIR?

Diode ütüleme lazer epilasyon seansından sonra kızarıklık meydana gelebilir. Diode lazer epilasyon seansı sonrası oluşan bu tepki genelde 1-2 saat içinde azalarak yok olur. Bazen 1-2 güne kadar da uzayan hafif kızarıklık olabilir. Bu bölgesel tepki için nemlendirici kremler çoğunlukla yeterli olur. Uygulama sonrası 24 saat boyunca uygulama yapılan bölgeye çok sıcak su temas ettirmeyiniz. Didoe lazer epilasyon sonrası en az 2 hafta solaryuma girmeyiniz. Diode lazer epilasyon sonrası deride titiziyet oluştuğundan güneşlenmek lekelere yol açabilir kesinlikle hastanın yüksek etkenlü güneş koruyucu kullanması gerekir. Diode ütüleme lazer epilasyon sonrası kesinlikle cildi nemlendiriniz. Lazer epilasyon uygulanan kişilere, lazer epilasyon uygulaması sonrasında dikkat edecekleri hususlar ile ilgili bilgi verilmelidir.

IPL Lazer

IPL Lazer (intense pulse light – yoğun ışık darbesi) lazer epilasyon, kalıcı olarak istenmeyen tüylerden arınma yöntemidir. Lazer epilasyon, cildin altındaki tüy köklerini güvenli bir şekilde yok edilmesini sağlayan bir yöntemdir. IPL ise lazer epilasyon tedavisindeki en yeni teknolojilerden biridir.

IPL’I farklı kılan en büyük özelliği, eski teknolojilere nazaran tedavi sonrası daha az yan etki açığa çıkarmasıdır. Bir diğer özelliği ise toplamda daha az seansa ihtiyaç duyarak ve seans sürelerini de kısaltarak lazer epilasyon tedavisini mümkün kılmasıdır. Bu, tedaviyi alacak kişiye hem para kazandıracaktır (tedavi seans başı ücretlendirilir), hem de daha az zamanını tedaviye ayırmasına olanak tanıyacaktır.

Her ne kadar IPL genel bir lazer epilasyon tedavisi gibi görünse de, cilt altındaki tüy köklerini öldürmek için farklı bir ışık dalga boyu kullanır. Aslında çok teknik bir lazer tedavisi olarka da görülebilir ama kullanılan dalga boyunu diğer tedavi süreçlerinden ayırmak için IPL olarak bahsedilmektedir.

IPL, 1997’den beri bilinen bir teknolojidir yani aslında lazer epilasyondan bile daha önce bilinmekteydi. Ancak bu teknolojinin etkili ve verimli olabilmesi için gerekli düzenlemelerin yapılması şarttı. IPL, diğer laze repilasyon teknolojilerine göre cilde daha az zarar verir ve kolayca cilt altındaki tüy köklerine ulaşır. Bu, daha fazla ısı enerjisinin deri altına geçmesi ve bu süreçte deriye hiçbir zarar vermemesi anlamına gelmektedir. IPL’in tercih sebebi olmasının bir diğer sebebi ise koyu tenli kişilerde de kolaylıkla kullanılabilmesidir. Bilindiği gibi lazer epilasyon daha çok açık tenli ve koyu tüylü kişilere önerilmektedir. IPL bu kısıtlamayı kaldırabilen teknolojilerden biridir. Ancak, lazer teknolojisi çok güçlüdür ve uzman kişiler tarafından kullanılması çok önemlidir. Yanlış bir kullanımda ciltte yanık oluşması kaçınılmazdır. Bu konuda doğru klinik / uzman doktor seçimi de büyük önem arz etmektedir.

IPL’in, cilt altına geçmek için melanin yoğunluğunu önemsemeden, farklı ışık bir dalga boyu kullandığından, bu teknoloji daha çok koyu tenli kişilerin tedavisi için önerilir. Ancak IPL ile ilgili hatırlatılması gereken nokta, bu teknolojini sonuçta bir lazer epialsyon tedavisi olduğudur ve bu sebeple beyaz, gri, kızıl tüyler için etkisi yok denecek kadar azdır. Bu gibi tüyler için iğneli epilasyon veya ağda uygulaması daha çok önerilmektedir.

Alexsandrıte Lazer

Türk insanı genellikle çok koyu olmayan ten rengine ve koyu renk kıl yapısına sahiptir, bu nedenle Alexsandrıte Lazer için en uygun yapıdadır. Alexsandrıte Lazer derindeki kıl köklerine ulaşarak kalıcı sonuç sağlar ve iz bırakan yanık sorununa yol açmaz.. Cihaz cilde 3 santimden atış yaptığından hijyen açısından sorun yaşanmaz.

Alexandrite lazerler epilasyon amacıyla en çok kullanılan lazerlerdir. Neredeyse tüm lazer merkezlerinde alexandrite lazer bulunmaktadır. Bu lazerlerin en önemli özellikleri uygulama prosedürlerinin kolay olmasıdır. Hızlı lazerler olduklarından günlük yapılabilen işlem sayı fazladır. İşlem süresi kısadır.

Alexandrite lazerlerin uygulama yapılanlarca tercih edilmelerinin bir nedeni de uygulama yapıldığında kıllar yandığından uygulama yapılan alanın kıllardan anında temizlenmesidir. Bu kılsızlık durumu birçok kişi tarafından beğenilmektedir.

Alexandrite lazerlerde ağrı oldukça azdır. Birçok kimse ağrının az olmasından dolayı da alexandrite lazeri tercih etmektedir. Lazer epilasyon amacı ile alexandrite lazer sadece açık cilt tiplerinde uygulanabilir. Bunun nedeni alexandrite lazerlerin melanin ismindeki boya maddesi üzerinden etki etmesidir.

Alexsandrıte Lazer nasıl epilasyon yaparlar?

Kılın ve cildin rengini veren pigment yani boya maddesine melanin ismi verilir. Bu madde kıl ve deride bulunur. Bu maddenin yoğunluğu ise kılın ve derinin rengini belirler. Kıl koyu ise melanin miktarı yoğundur. Kıl açık, beyaz ise melanin miktarı az ya da yoktur. Bu nedenle bu lazerler açık renk kıllara etki etmezler. Deride de melanin maddesi rengi tayin eder. Melanin yoğunluğu fazla ise cilt koyu olur. Zencilerde melanin konsantrasyonu en yoğunken slav ırkı ve kuzey ülkelerinde melanin azdır.

Alexandrite lazerler kılın yapısında bulunan melanin tarafından emilirler. Her atışta milisaniyelik bir süre içinde melanin enerjiyi tutup kıl köküne iletir. Kıl kökünde bu enerji ısıya dönüşür. Kıldaki kök hücreleri fonksiyonlarını yitirir. Böylece kalıcı epilasyon sağlanır.

Cilt rengi koyu ise yani melanin boyası fazla ise lazer enerjisi cilt tarafındanda tutulur. Bu durum ciltte yanıklara ve lekelere neden olabilir. İşte bu nedenle alexandrite lazerler koyu ciltlede uygulanamaz. Sadece açık ciltlerde uygulanabilir

 

IPL, daha odaklı bir epilasyon uygulamasıdır ve bu sebeple daha küçük alanlara uygulanması daha doğrudur. Örneğin sırtınız, bacaklarınız ve göğüs bölgeniz için standart lazer epilasyonu tercih etmelisiniz. Bu nedendir ki lazer epilasyon merkezleri normal tedavi yöntemlerine ek olarak IPL lazer tedavisini belirtirler.

 

Alexandrite Modullu Ipl Lazer

Lazer epilasyon dalga boyunun melanine duyarlılığının aşırı olması, epidermiste istenmeyen apborpsiyona neden olur. Sonuç ağrı, yanık, pigment değişimleri, leke gibi çok sayıda istenmeyen yan etkidir.Melanine duyarlılık, dalga boyu uzadıkça azalır, ancak:Dalga boyu çok yükselince de suya ilgi çok artar. Bu da istenmez, çünkü epidermisin %70’i sudur.

 

 

Bu sistemlerin hala eksikleri var: Melanin absorbsiyonun yol açtığı iki ana yan etkinin önlemi tam olarak alınamadı:

1- Ağrı

2- Yanık Riski

3- İnce kıllarda etkisizliği ve tetikleme yapması

Günümüzde, yepyeni bir teknoloji diode Lazer cihazlarını çok öne geçirdi:

Bu Ütüleme Epilasyon olarak ülkemizde markalaştırılan Soprano Diode lazer cihazları sayesinde oldu. Çünkü saniyede 10 atış ile tedrici ısıtma (yavaş yavaş ısıyı verme) yöntemiyle acı ve ağrı ortadan kayboldu ancak etkinliği azalmadı, diode lazer yıllar öncesinde olduğu gibi halen etkinlikte ki liderliğini sürdürüyor

Kalıcı Makyaj

Kıl Tekniği İle Kalıcı Kaş

Kıl Tekniği İle Kalıcı Kaş Kaş yapısına uyumlu, kıl şeklinde pigmentasyondur. Kıl tekniği ile ana kaş rengi kopyalanarak boşluk ve seyrek olan kısımlar, kıl tekniği ile yoğunlaştırılır. Böylece kaşların muntazam bir görünmesi sağlanır. Düşük olan kaşların uç kısmı kıl tekniği uygulaması ile kaldırılabilir ve yüzdeki hüzünlü ifade, yerini daha canlı ve estetik bir görünüme bırakır. Eksik olan tüm kaş, kıl tekniği ile doğal görünümde yapılandırılabilir.

Bayanların en korkulu rüyalarından biri de ; şekilsiz görünen, bir türlü uzamayan, uzadığı zaman şekil vermekte zorlandığımız,yüz hatlarına uygun ve dış görüntüsünü bozmayacak şekilde kaş şekillendirmektir.Son zamanlarda yaygınlaşan ve neredeyse kadınların gözdesi haline gelen en son tekniklerden biri de Kıl tekniği ile kalıcı kaş kontörü, kalıcı makyaj ( mikro pigmentasyon ),kaş şekillendirmesi ya da başka bilinen bir ismiyle kaş dövmesi yapılmasıdır.

Uygulama tamamen doğal kıl efekti verilerek yapıldığı için kalıcı makyaj ile yapılan ya da kalıcı dövme ile yapılan kaş uygulamalarından çok daha doğal bir görüntüye kavuşturur.

Uygulama kesinlikle işinin profesyonelleri tarafından ,steril ve hijyenik ortamlarda, uygulama salonları, estetik merkezleri yahut güzellik salonlarında yapılmalıdır. Aksi takdirde, yanlış yapılan bir uygulama, hatalı renk kullanımı, doğru şekil verilmemesi gibi durumlarda yüzünüzün doğallığı, bakışınız, size verdiği ifade tamamen ters bir etki yaratacaktır. Ve hiçbirimiz katı görünümlü, yüz tipimize, yaşımıza, cilt rengimize uymayacak bir görüntüye ve yüzümüzün en çok dikkat çeken ve yüz hatlarımıza anlam katan kaşlarımızın doğallığını bozmak ve kötü bir görüntüye sahip olmak istemeyiz.

Uygulama esnasında ağrı hissedilir mi ? Lokal anestezik uyuşturucu krem ile ağrı hissiniz yok denecek kadar az seviyeye indirilir. İstenilen durumlarda iğne ile uyuşturucu etkisi arttırılabilir.

Kıl Tekniği İle Kalıcı Kaş kimler için uygun olabilir ? Kimler Yapabilir?

 

Kaşlarının seyrekliğinden şikayetçi olanlar

Doğal ve gür görünümlü kaşlara sahip olmak isteyenler

Bozuk kaş şeklini güzelleştirmek isteyenler

Kısmen eksik olan kaşları gürleştirmek isteyenler

Kemoterapi sonrası kaş dökülmesi yaşayanlar

Peki kıl tekniği ile kaş şekillendirme zararlı mıdır, zararları nedir diye merak edenlere ise kullanılan maddeye alerjik hassasiyetiniz dışında herhangi bir yan etkisi veya zararı söz konusu değil.

Dudak Kontür

 

Dudak Kontür ,Dudakların çevresine yapılacak ince bir kontür dudakları daha dolgun gösterir,  hatlarını belirginleştirir ve çevresindeki kırışıklıkları kamufle eder.Genellikle doğal  dudak renginden yarım ton koyu bir kontür  uygun olur. Böylece kusurlar örtülürken, doğallığın korunması ve  dudakların ruj sürülmediği zamanlarda bile dolgun görünmesi sağlanır. Dudakta renk boşlukları veya yara izi olduğunda, kalıcı makyaj mükemmel bir kamuflaj yaratır.Dudak kontürü için kalıcı makyaj  uygulamalarından önce, genellikle uyuşturucu  bir krem sürülerek 30-45 dakika kadar duyarlığın azalması beklenir.

Dudak Kontür Makyajı Nedir?

Kalıcı dudak makyajı  ile hiç bir cerrahi operasyona gerek kalmadan küçük, ince ve dolgun dudaklara sahip olabilirsiniz. Ayrıca renksiz ve solgun olan dudaklar daha canlı ve renkli gösterebilirsiniz.

Bunların dışında dudakta renk açılması , yara gibi nedenlerden renk kaybolması , günlük ruj kullanımını yerine kalıcı dudak makyajı yaptırarak tüm bunlardan kurtulabilirsiniz.

Kalıcı Makyaj Kimlere Uygulanır?

Kalıcı makyaj kimlere uygulanır başlığı aslında neden ve neler için uygulanabilir dersek tam yerini bulur desek daha doğru olur. Bunları da sıralayacak olursak;

  • Dudaklarınızda oluşan yara izlerini saklamak için kalıcı dudak makyajı yaptırabilirsiniz.
  • Dudaklarda bulunan asimetrik şekil bozukluğu olan kişiler kalıcı dudak makyajı yaptırabilir.
  • İnce dudaklara sahip olanlar dudaklarını daha kalın yapmak için yaptırılabilir.
  • Her gün ruj kullanımından sıkılan veya ruj kullanmayı sevmeyenler yaptırabilir.
  • Dudaklarınızın daha canlı ve doğal bir renkte gözükmesini sağlamak için kalıcı makyaj yaptırılabilir.

Dudak Kontür Nasıl Yapılır?

Kalıcı dudak makyajının diğer adı da dudak kontörü  olarak adlandırılır. İlk olarak kalıcı dudak makyajı yaptırmak isteyen kişi yaptıracağı dudak şeklini belirler. Daha sonra bu şekil çizimler ile ve renk pigmentlerinin belirlenmesi ile başlar.Daha sonra bir lokal anestezi uygulanır ve dudak uyuşturulur. Ortalama olarak kalıcı dudak makyajı 1 veya 2 saat kadar süren bir işlemle sonlanır.Kalıcı Dudak Makyajı Kimlere Uygulanamaz?

Dudak Kontür makyajı uygulaması kimlere uygulanamayacağını sizlere sıralayalım.

    • Psikolojik rahatsızlığı olan kişilere uygulanamaz.
    • 18 yaşının altında olanlara uygulanamaz
    • Pigmentlere karşı alerjisi olanlara uygulanamaz.
    • Dudaklara yara var ise uygulanamaz. Önce tedavisi yapılmalıdır.
    • Dudaklarında kılcal damar çatlaması olanlara yapılamaz.
    • Egzama , siğil , mantar gibi cilt lezyonları olanlara uygulanamaz.

Eğer kalıcı makyaj uygulaması yaptırmak istiyorsanız ve aşağıdaki hastalıklardan herhangi birine sahipseniz , kalıcı makyaj uygulaması yaptıramazsınız.

Şeker hastası olanlara , hemofili olan kişilere , aids , anemi gibi hastalıklara sahip olan kişiler mutlaka doktoruna danışıp daha sonra kalıcı dudak makyajı yaptırmalıdır.

 

Kalıcı Eyeliner

Estetik görünüme dikkat edenlerin son zamanlardaki güzellik sırrı olan kalıcı makyaj uygulamasını detayları ile ele alacağımız bu makale ile kafanıza takılan soruların yanıtlarını öğrenmiş olacaksınız. Kalıcı makyaj kaş, kirpik ve dudak bölgelerine oldukça sık uygulanan ama bunların dışında da pek çok bölgeye de uygulanabilen bir yöntem. Bu uygulama, bölgenin renk tonuna uygun pigmentlerin derinin hemen alt kısmına enjekte edilmesiyle tamamlanır. Kalıcı makyaj sürekli olarak makyajlı görünmek isteyenlerin en sık başvurduğu yöntemlerden biridir.

Merak Edilenler 

Kalıcı makyaj uygulaması yüz bölgesinde kaşlar, dudak kenarları ve göz kenarlarına yapılan bir estetik uygulamadır. Göz konturü uygulaması özellikle kozmetik ürünlere karşı alerjisi olanlar, elleri titrediğinden dolayı düzgün makyaj yapamayanlar, kirpiklerinin daha gür görünmesini isteyenler, gözlerinin daha anlamlı ve daha net görünmesini isteyenler, gözleri düşük yapıya sahip olup bundan rahatsız olanlar yada gözlerinin küçük olmasından şikayetçi olanlar tarafından çok sık tercih edilen bir uygulamadır. Kalıcı göz konturu uygulaması üç farklı şekilde yaptırılabilir. Kadınlar ya sadece gözlerinin altına ya gözlerinin yalnızca üstüne ya da gözlerinin hem altına hem de üstüne kalıcı göz konturü uygulamasını yaptırabilirler. Kalıcı makyaj uygulaması çeşitleri arasında en kısa sürede yapılanı kalıcı eyeliner uygulamasıdır ve bu uygulama yaklaşık olarak yarım satte yapılır. Özellikle cilt hassasiyeti olan kişilere uygulamaya başlamadan önce anestezik etkili kremler sürülerek bu bölgelerin uyuşması ve uygulama süresi boyunca kadınların daha konforlu ve daha rahat olması sağlanır. Krem sürüldükten sonra yaklaşık olarak 15-20 dakika beklenir ve daha sonra kalıcı makyaj uygulamasına başlanır. Kalıcı göz makyajı uygulamasında en çok dikkat edilmesi gereken nokta göz yapısına uygun bir çizim yapılmasıdır. Kalıcı makyaj uygulaması sayesinde küçük olan gözler daha büyük gösterilebilir yada bunun tam tersi büyük olan gözlerin daha küçük görünmesi sağlanabilir. Bunun yanı sıra kalıcı göz makyajı uygulaması sayesinde ayrık olan gözler birbirine daha yakın gösterilebileceği gibi bitişik gözlerin birbirinden daha uzak görünmesi sağlanabilir.

Dolgu Tekniği İle Kalıcı Kaş

Kalıcı makyaj veya daha doğru ismiyle ‘’Micro Picmentation’’ mikro, steril ve tek kullanımlık bir iğne ile doğal ve mineral renklerin deri yüzeyinin hemen altına yerleştirilme işlemidir. Bu alerjik olmayan, ciltlerde özellikle yüz ve vücut kullanımı için özel üretilmiş olup, herhangi bir katkı maddesi içermez. Tamamı ile organik ve doğaldır. Kalıcı makyajın dövme ile karıştırılmaması gerekir, dövme ve kalıcı makyaj arasında hem teknik hem de malzeme farkı vardır, ama aynı şekilde uzun yıllar ciltte kalarak doğal görünümlerini korurlar. Kalıcı Makyaj işlemi sayesinde kaş, göz çizgisi(eyeliner) veya dudak kontörü şeklinde doğal cilt renginizle uyumlu renkler tercih edilerek hatların biraz daha düzgün ve belirgin olması amaçlanarak kalıcı makyaj uygulaması yapılır. Şekil bozuklukları giderilebilir. Böylece daha düzgün, bakımlı ve genç bir görünüm kazanılabilir.

Micro Pigmentasyon, halk arasındaki adı ile kalıcı makyaj, kalıcı kaş makyajı, kalıcı kaş kontörü, kalıcı göz makyajı, kalıcı eyeliner, kalıcı dudak kontörü, kalıcı göz makyajı, dövme kaş, kalıcı kaş, kalıcı dudak makyajı ve benzeri gibi değişik isimlerle anılır. Uluslararası adı Semi permanent make up, yani yarı kalıcıdır.

Çünkü Kalıcı makyajın cilt yüzeyinde kalıcılığı kullanılan boya, teknik ve cilt yapısına  göre 2 – 5 sene arasıdır.

Dolgu Tekniği İle Kalıcı Kaş ile Kullanılan bazı teknikler ;

1) Permanent Hair Technique      (Kalıcı Makyaj Kıl Tekniği)

2) Permanent Micro Point            (Mikro Noktalar Özel Çalışma)

3) Permanent Micro Simulacrum (Mikro Gölgeler Özel Çalışma)

Çoğunlukla kalıcı kaş çalışması yaparken kıl tekniği ile yapıyoruz. Uygulama duruma göre farklılık arz edebiliyor. Bazı kaşlarda tüm teknikleri uyguladığımızda olabiliyor. Mühim olan doğal görüntüyü yakalamak. Tüm teknikler başarılı bir şekilde bir kişide de uygulanabilir. Hem kıl tekniği hemde micro point aynı anda uygulanabilir.Yada üç teknik birden uygulabilir. Kıl tekniği ile doğal kıl görüntüsü verilmeye çalışılır. Profesyonel bir kalıcı makyaj kıl tekniği ile yapılan kaş kontöründe neredeyse gerçek kaşınızla ayırt edilemez. Mikro pigmentasyonda kullanılan pigmentler, boya maddeleri, zamanla hücrelerin fizyolojik fonksiyonu olan FAGOSİTOZ ile yok olurlar. Hücre, pigmenti içerisine alır, parçalar ve yok eder. Mikro Pigmentasyon 2-5 senede yok olur, ancak yine de bu durum cilt tipi ile bağlıdır, bazı ciltlerde pigmentler tamamıyla yok olmaz hafif belli belirsiz kalabilir. Kullanılan boyalar organik olduğundan insan sağılığı için herhangi bir tehdit söz konusu değildir.

Dolgu Tekniği İle Kalıcı Kaş UYGULAMA SONRASI RENK KAYBININ NEDENLERİ ?

1 ) Mikro Pigmentasyon Kalıcı Makyaj uygulamasının ömrü cilt tipine göre de farklılık gösterir. Kimi cilt yağlı, kimi cilt kuru kimi de karma cilt dediğimiz cilt tipine sahiptir.

2 ) Mikro Pigmentasyon uygulaması yapıldıktan sonra çok ince bir kabuklanma olur. Uzman kişinin önerdiği krem ile bakımı tamamlanmalı ve kabuk soyulmamalıdır. Kabukları erken soyarsanız uygulamanın ömrünü kısaltırsınız.

3 ) Skatrizasyona ( cildin kendini yenileme özelliği ) Her cilt yapısı farklıdır. Ve cildin belli dönemlerde kendisini yenilediği bilinir. Bu durum uygulamanın ömrünü kısaltır ve kalıcı makyajın renginin zamanla açılmasına sebep olur.

4 ) Sürekli olarak güneşlenmek veya solaryuma girmek yapılan kalıcı makyajın ömrünü kısaltacaktır. Mümkün olduğu kadar Kalıcı makyaj yapılan bölgeyi güneş ışınlarından korumak gerekir. Korunursa renk kaybı kısa süre içerisinde olmayacaktır. Güneşlenmeden önce yüksek faktörlü bir krem ile önlem alınmalıdır.

İpek Kirpik

İpek Kirpik uygulaması ipekten yapılmış kirpiklerin, üst göz kapağında ki kirpiklerin diplerine tek tek yapıştırılması ile yapılan bir uygulamadır. Normalde kullanılan takma kirpikler, kirpik diplerine bütün olarak yapıştırılır ve kirpik üzerinde en fazla 10 gün kalır. Kirpiklere teker teker özel medikal bir yapıştırıcı ile eklenmektedir. Bu sayede kirpik dipleri hava alabilir. İpek kirpik uygulaması yaklaşık 1,5 saat sürmektedir, su, duş, ter, egzersiz, gözyaşı, deniz ve havuz suyuna hatta uyku esnasında oluşan baskı ve sürtünme durumlarına dayanıklıdır. Kirpikler takıldıktan sonra en fazla 90 gün kullanılabilir. En büyük özellikleri ise göze ağırlık ve kişinin kendi kirpiklerine zarar vermiyor olmasıdır.

Uygulamadan Önce

  1. Uygulamasından önce, cildinizde ki makyaj kalıntıları özel temizleme sütü ile temizlenir.
  2. Uygulamadan 48 saat önce kirpiklerinizi çok fazla ovuşturmamalı ve herhangi bir işlem yapılmamalıdır.
  3. Uygulama boyunca gözler kapalı vaziyette olmalıdır. Kullanılıyorsa lensler çıkartılmalıdır.
  4. Uygulama sonrası 48 saat boyunca rimel kullanılmamalıdır.
  5. Yağ bazlı temizleyiciler, makyaj sökücü kremler , göz kremleri kirpik diplerine sürülmemelidir.

İpek kirpik nasıl uygulanır?

  • Öncelikle bütün makyajınızın temizlenmiş ve hiçbir kalıntının olmaması çok önemli. Uygulamadan 48 saat önce gözlerinizi ovuşturmamalı kirpik kıvırıcı aparatlar kullanılmamalı. Uygulama boyunca gözler kapalı olmalı ve varsa lens çıkarılmalı.
  • Her kirpik telinizin üzerine 1 adet kirpik takılır Farklı boyda kirpiklerle çalışılmalı ki doğal bir görünüm elde edilsin. Yapıştırıcı maddeden az sürülmesi çabuk dökülmelere çok sürülmesi ağırlığa ve topaklanmaya yol açacağı için yapıştırıcı miktarına dikkat edilmeli. Kirpikler çok yan yana takılmamalı ki daha kurumadan birbirlerine yapışmasınlar. Kirpikler takılır takılmaz kurutucuyla kurutulmalı ve uygulanan kişi hemen gözlerini açmamalı ki yapıştırıcı gözlerini yakmasın.
  • Ufak bir ipucu; kirpikleri sonlara yani gözlerinizin ucuna doğru daha yoğun yapıştırın ki daha etkili bakışlarınız olsun.
  • Yaklaşık 1,5 2 saatlik bir uygulama sonucunda ipek kirpiklerinize kavuşabilirsiniz.
  • Uygulama sonrası 24 saat su değdirilmemeli. Daha uzun ömürlü olması için 48 saat rimel sürülmemeli ve makyaj nazikçe temizlenmeli.
  • Çok komik gelecek ama yatış şekli bile kullanımın süresini etkilemektedir. Bunun için yüzüstü değil sırt üstü ya da yan yatılmalıdır.

İpek kirpikler nasıl çıkarılır?


İpek kirpiklerinizi çıkarmak istediğiniz takdirde öncelikle hangi uygulamayı yaptırdığınızı söylemelisiniz ki ona uygun olan çıkarıcı losyon kullanılsın. Uzman kişi tarafından kirpik çıkarıcı losyon ile tek tek hemen çıkarılır. Herhangi bir zararı yoktur. Doğru yerde, doğru ve uzman kişilere yaptırdığınız takdirde kullanan kişiler memnun kalacağınızı belirtiyor.

İpek kirpiğin zararları var mıdır?


İpek kirpik uygulanırken kullanılan yapıştırıcı gözde yaşarmaya kızarıklığa çok nadir de olsa görme bozukluklarına yol açabilmektedir. Bunun için kullanılan malzemede kalite çok önemlidir. Hatta kanserojen madde içerme riski bile var.

Kirpikler çıkartılırken kişinin kendi kirpikleri de zarar görüp kopabilmekte ve uzamasına engel olabilmektedir

 

Dermapen

Kısa vadede bayanların en çok tercih ettikleri tedavi yöntemlerinden birisi olarak dikkatleri çekiyor. Tüm cildi yenilemeye yönelik bir uygulama olan Dermapen, son derece acısız ve kolay uygulanabilir bir yöntem olarak dikkatleri çekiyor. Peeling Laser Dermabrasyon işlemleri gibi kendi başına son derece acısız bir yöntemdir. Birçok farklı cilt yenileme uygulamasına nazaran Dermapen ile daha kolay bir şekilde sonuçlara ulaşabilmeniz son derece mümkün oluyor.

Nasıl uygulanıyor?
Uygulama öncesinde ciltteki makyaj artıkları temizleniyor ve cilt dezenfekte ediliyor. Uygulanacak bölgeye saf hyaluronik asid uygulanıyor. Dermapen cihazının cilde dik olarak hızla girip çıkan ultra ince mikro iğneleri (0,02 mm) sayesinde deri yüzeyinde mikroskobik kanallar açılması ile cildin iyileşme mekanizmaları tetikleniyor. İşlemden sonra yatıştırıcı bir peptid maskesi uygulanıyor. Yaklaşık 30-40 dakika süren Dermapen işlemi ile cildin sıkılığı, elastikiyeti için vazgeçilmez olan “kollajen” ve “elastin” sentezi sağlanıyor ve kan dolaşımı artırılıyor. 4 hafta ara ile minimum 4 seans olarak önerilen bu yöntem, hekim tarafından uygun görülen sürelerde tekrarlanabiliyor.

Vücudun Hangi Bölgelerine Uygulanabiliyor?

Cilt yenileme uygulaması olarak bilinen bu uygulama, birçok tedavi yöntemine nazaran vücudun belli noktalarına olumlu etki sağlayabiliyor. Özellikle doku kaybı yaşayan bölgelere de uygulanabilmesi, bu tedavi yöntemini cazip kılıyor.Bu yönteminin uygulanabildiği noktalar şunlardır.

  • Boyun
  • Saç
  • El ve Yüz
  • Selülit, Lekeler
  • Akne ve Çatlaklar
  • Doku Kaybının yaşandığı bölgeler

Tüm yıl boyunca uygulanabilecek tedavi

  • Yaz aylarında da rahatlıkla uygulanabiliyor.
  • Yanık, leke ya da iz oluşma riski yok.
  • Tüm deri tipleri için uygun.
  • Lazer ile cilt gençleştirme uygulanamayan koyu tenli hastalarda iyi bir alternatif.
  • Boyun, kol içleri gibi bölgelerde de uygulanabiliyor.
  • Dermapen cihazının dizaynı, burun kenarı, göz çevresi, dudak çevresi gibi ulaşılması güç bölgelerin tedavi edilebilmesini sağlıyor.

Sir Ağda

Sir ağda yöntemleri kişinin uygulamada rahat edebileceği tercihi yapabilmesi için tip olarak üretilmiştir. Kişisel bir ürün olduğu için herkesin uygulamada ki rahatlığının farklı olacağı hesap edilerek davranılmıştır.
Bunlardan ilki kartuş sistemi adı verilen üretimdir. Bu üretim sayesinde sir ağda setinde ısıtılan kartuş üzerindeki başlık ile vücuda uygulanır. Bu sayede eliniz ağda ile temasa geçmez. Spatula kullanmak istemeyen bayanlar için ideal bir yöntem olmanın yanı sıra güzellik ve bakım merkezlerinde de aktif tercih edilen bir üretimdir.

Kartuş ağda sistemleri
Geniş alanlarda oldukça etkili olan kartuşlar sayesinde oldukça hızlı bir şekilde tüyden arındırma işlemi gerçekleştirilebilmektedir. Boyutlar halinde üretilen başlıklar kişilerin tüy sorunu olan bölgesine göre üretilmiştir. Ve bir kartuş kişinin bir seansına denk gelecek şekilde tasarlanmıştır. Standartlar göz önünde bulundurularak yapılan bu üretim bazen kişiden kişiye değişse de temiz ve hızlı bir yöntemdir.

Bir diğer üretim ise konserve ağda sistemidir.

Bu sistemde ağda metal kutular içerisinde yer almaktadır. Spatulanın kullanımı bu üründe aktiftir. Isıtıcı bir cihaz yardımı ile sıvı hale gelen konserve ağda detaylar için son derece faydalıdır. Sorunlu bölgede rahat ulaşım için bu üretim son derece kullanışlıdır. İçerisindeki maddeler sayesinde bakım niteliği de taşımaktadır.

Son yöntem ise tablet ya da kalıp olarak adlandırılan serilerdir.

Bu yöntem oldukça eski zamanlara dayanmaktadır. Yine cilt üzerine istenirse spatula istenirse el ile uygulanabilecek olan tablet ağdalar bir macun haline gelene kadar ısıtılır ve ardından cilde yayılarak el aracılığı ile çekilmektedir. Son derece basit uygulaması olan ancak biraz daha zahmetli olan uygulama erkekler için tüy temizliği yapılan salonların vazgeçilmezi de denebilir. Bayanlar için ise bu uygulama çok cazip olmasa da anneden kıza geçme yöntemi ile zaman zaman görülmektedir.

Vücut Bakımı

Vücut Bakımı, Yüzünüzü şımartıyor ama cildinizin diğer kısımlarını ihmal mi ediyorsunuz? Dermatologlar, pürüzsüz ve sağlıklı bir vücut derisinin de eşit ölçüde bakım istediğini söylüyorlar. Cildin gereksindiği bakımı göstermemek, erken yaşlanma belirtileriyle ya da daha kötüsü, cilt kanseriyle sonuçlanabilir. New York’ta yaşayan dermatolog Francesca Fusco, Dünya Sağlık Örgütü’nün yaptığı bir araştırmaya dikkat çekerek genç kadınlarda melanoma tümörünün en sık geliştiği bölgenin gövde olduğunu söylüyor. Güneş ışınlarından korunmayan cilt, ilerleyen yıllarda da hassaslığından bir şey kaybetmiyor.


Vücut Bakımı ,Boyun ve Göğüs

Fusco, “Boyun ve göğüs bölgesindeki cilt hassastır, bu yüzden yüzünüze gösterdiğiniz gibi özenli ama aktif içerikleri daha az olan bir bakım ister,” diyor. İçeriklerin cildinize nüfuz etmesi için haftada bir kez minik tanecikli bir peeling’i yüzünüze uygulayın. Fusco, ciltteki kolajen ve elastin’i güçlendirmek için, gün aşırı retinol (A vitamini) ve her gün peptid (ürün etiketi üzerinde oligopeptides, pentapeptides or tetrapeptides ibaresi olmasına dikkat edin) ya da krem formunda antioksidan C vitamini uygulamanızı öneriyor. “30 faktörlü güneş kremi ise olmazsa olmaz,” diyor Fusco. Çiller dekoltenizin görünümünü bozuyorsa, kojik asit gibi, az miktarda renk açıcı madde içeren bir nemlendiriciyi günde iki kez uygulayarak lekeleri yumuşatabilirsiniz.

 

Vücut Bakımı ,El ve Kollar
El ve kollarınızı sık yıkamadan ve sabun ve deterjandan korumazsanız, kurur, rengini kaybeder ve sarkar, dolayısıyla da vaktinden önce yaşlı görünmenize neden olur. Beverly Hills’te yaşayan dermatolog Ilya Reyter, kuruluğu engellemek için vazelin gibi bir nemlendiriciyi bol miktarda kullanmanızı öneriyor. Reyter, “Vazelin, tıpkı streç film gibi vücudunuzda hali hazırda var olan nemi hapsedip su kaybını önler,” diyor. Gece yumuşak ve pürüzsüz ellere sahip olmak için önerdiği ipucu ise şu: Ellerinizi 10 dakika suda bekletin, sonra da vazelin sürüp pamuklu eldivenler giyin.
Keratoz denen, kolun arkasında oluşan yumrular, biraz daha zorlayıcı bir problem olabilir. “Bunlar, gözeneklerin içerisinde küçük ama sert yumrulara dönüşüp iltihaplanan ölü deri hücreleridir,” diyor Fusco. “Kese yaparak bu yumrulardan kurtulamazsınız ama eczanelerden alabileceğiniz, yüzde 10 oranında üre ya da amonyum laktat içeren bir nemlendiriciyi cildiniz nemliyken uygularsanız işe yarayabilir.”


Vücut Bakımı ,Gövde

Gövdenizi duş jeliyle yıkadıktan sonra uygulayacağınız karite yağı içeren bir nemlendirici ya da vücut yağıyla bu bölgedeki cildinizin pürüzsüzlüğünü koruyabilirsiniz. Omuz ve kalçalarınızda sivilce çıkıyorsa Fusco, duş jelinize yüzde iki oranında salisik asit katıp duş alırken lifinize damlattığınız karışımı bu bölgelere uygulamanızı öneriyor. “Hafif renk veren benzoil peroksid ile aynı anda lekeleri hem gizleyip hem de iyileştirebilirsiniz. Bu tür bir sivilce ya da folikülite, stafilokok bakterisine yol açabilir ama bunları kullanmadan önce mutlaka doktorunuza danışmalısınız,” diyor Reyter. “Böylesi bir durumda, haftada iki kez OTC kloreksidin ile yıkanmak gerçekten işe yarayabilir.”


Vücut Bakımı ,Bacak ve Ayaklar

Haftada iki kez peeling ya da kese uygulayarak ayak ve bacaklarınızın pürüzsüzlüğünü koruyabilirsiniz ama sonrasında nemlendirmeyi asla unutmayın. Reyter, “Cildin üst katmanı nemi tutar ve nemlendiriciyi ihmal ederseniz nem kaybolur,” diyor. İçerenler listesinde gliserinin üst sıralarda olduğu bir nemlendiriciyle bacaklarınızı ovmanızı öneriyor Reyter. Bu tür bir nemlendirici, havadan nem alma özelliğine sahip. Bacakların arka kısımları, melanoma oluşumuna yatkın bir bölge, bu yüzden bu bölgelere de güneş koruyucu uygulamayı ihmal etmeyin. Sandalet giyiyorsanız, nem kolaylıkla buharlaşacağı için ayaklarınız kuruyabilir. Vazelin, simetikon ya da mineral yağ içeren bir nemlendiriciyle ayaklarınızı pürüzleştirin – bu içeriklerin hepsi de nemin kaybolmasını engelleyen bir yapıya sahiptir – ve haftada iki gece çorap giyip yatın.


Vücut Bakımı ,Diz, Topuk ve Dirsekler

Bu kuru bölgelerin özel bakım istemediği zaman var mı? Ekstra pürüzsüzlük için, yüzde 20 oranında üre, amonyum laktat ya da glikolik asit içeren bir ürünü topuk, diz ve dirseklerinize uygulayıp 10 dakika bekleyip durulayın ve bunu da haftada bir kez uygulayın. Topuklarınızda nasır oluşuyorsa, tolfatnat içeren bir sprey ya da pudra kullanın. “Böylelikle minik yarıklarda yuva yapan ve iyileşmesi zor olan mantardan

Profesyonel Makyaj

Profesyonel Makyaj , en tarihsel ve geniş kullanımlı mikropigmentasyon formu dövmedir. Arkeolojik belgeler, dövmenin taş çağının sonlarındaki süreçte insanlar arasında kullanıldığını göstermektedir. Kleopatra’nın uzun sürmeli ya da dövmeli kaşları olduğu söylenir.

1990’lardan sonra mikropigmentasyon, kadınlar ve erkekler arasında daha çok rağbet görmeye başlamıştır. Kalıcı makyaj veya daha doğru ismiyle “mikro-pigment uygulaması” mikro, steril ve tek kullanımlık bir iğne ile doğal ve mineral renklerin deri yüzeyinin hemen altına aşılanması işlemidir.

Bu alerjik olmayan renkler özellikle yüz ve vücut kullanımı için tasarlanmış olup, katkı ve koku maddesi içermez. Profesyonel Makyajın dövme ile karıştırılmaması gerekir ama aynı şekilde uzun yıllar ciltte kalarak doğal görünümünü korur.

 

 

Profesyonel Makyaj Nasıl Yapılır?

Profesyonel makyaj denildiği zaman pek çok kişi için kusursuz makyaj akıllara gelebilir. Şimdi sizlerin yaz veya kış, herhangi bir koşulda “profesyonel makyaj nasıl yapılır?” sorusuyla alakalı ayrıntılı ve maddelere bölünmüş bilgiler vermeyi ihmal etmeyeceğiz. Şimdi gelelim bu makyaj türünün nasıl yapıldığına…

 

İlk önce cildinizi iyice temizlemeye ve nemlendirmeye önem verin. Makyaja hazırlık için en önemli adımlardan bir tanesidir.

Makyaj bazı kullanarak tüm cilde yaygınlaştırın ve hazırlayın.

Makyaj bazı sürüldükten sonra ayrıntılı bir biçimde makyaj için kullanılacak malzemelere geçiş yapılır.

Şimdi sıra fondötende! Fondöten sürerken en önemli kurallardan bir tanesi iyi bir markanın ürününü seçmek ve onu tercih etmektir. Böylelikle istenilen kusursuzluğa erişmek sizler için hiç ama hiç zor olmayacaktır. Fondöteni mutlaka fırça yardımı ile sürün. Gözenekler eşit derecede kapatılmalıdır.

Fondöten üzerine sürülecek olan pudra içinde kaliteli bir çözüm önerisi sunmayı ihmal etmeyin. Pudrayı olabildiğince renksiz seçmek faydalıdır.

Daha sonra far uygulamasına geçin ve farınızı da diğer makyaj malzemeleri gibi kaliteli ürünlerden seçmeyi ihmal etmeyin.

Daha sonra gündelik olarak tercih edeceğiniz kıyafete göre diğer makyaj malzeme renklerini ayarlamalısınız. Bu kıyafet ile orantılı olur ise doğru sonuçlar almak sizler için kaçınılmaz olacaktır.

Rimel uygulamasını ihmal etmeyin! Rimel bir gözü ön plana çıkarabilme hususunda oldukça önemli bir faktördür. Bu yüzden kaçınılmaz olan şeyin mutlak suretle rimellerin kalitesi olduğunu da ihmal etmemelisiniz.

Yanak ve yüz yapısına göre sıra allık uygulamasına gelecektir. Doğru bir allık ile uygulama yaptıktan sonra sorunsuzca makyaj sizler için bir adım daha bitmiş olacaktır.

Profesyonel makyaj yapmak için bir dudak fırçasıyla makyaj uyumunu gerçekleştirmelisiniz. Daha sonra dudaklar daha dolgun bir görüntü alacaktır. Dilerseniz sürmeden evvel biraz vazelin sürerek daha da dolgun bir görüntü almasını sağlayabilirsiniz.

Son adım olarak isterseniz rujun üzerine dudak parlatıcısı sürülebilir. Dolgun ve istenen yapıyı yakalamak adına önemli bir faktördür.

Cilt Bakımı

Klasik Cilt Bakımı

Renlive kozmetik ürünleri ile uygulanan cilt bakımları, her cilt tipinde istenilen sonuçların alınmasını sağlar. Renlive kozmetik ürünleri dünyanın en kaliteli profesyonel ürünlerinden biridir. Türkiye’de Essi şubelerinin yanında ünlü dermatolog ve plastik cerrahların muayenelerinde kullanılan Renlive ürünleri, Cilt Bakımlarının yanında günlük kullanımda da inanılmaz sonuçlar vermektedir.

Her cilt tipinde, kişinin ihtiyacına göre uygulanabilecek bakımlar aşağıda verilmiştir.

  1. Klasik Cilt Bakımı
  2. Yoğun Cilt Bakımı
  3. Botowhite Cilt Bakımı – Canlandırıcı Program
  4. Biodinamic Cellular Renewal – Cilt Gençleştirme Bakımı
  5. Oily Skin – Sivilceye Eğilimli Ciltler için Bakım
  6. Eye Serum – Göz Çevresi Bakımı
  7. Pembe Maske
  8. Oksijen Terapili Cilt Bakımı (Oxy-Therapy)
  9. Anti-Ageing Bakım
  10. Özel Bakım Kürleri ile Cilt Bakımı

Genel Cilt Bakımı Prosedürü

Cilt Bakımı başlamadan önce güzellik uzmanlarımız tarafından cilt analizi yapılır. Cilt analizi neticesinde kişinin Cilt Tipi belirlenir ve bu cilt tipine yönelik uygulanacak profesyonel kozmetik ürünler seçilir. Kullanılacak kozmetik ürünler belirlendikten sonra aşağıda aşamaları verilen cilt bakımına başlanır:

  1. Cilt uygun temizleyiciler (süt, jel, vs.) kullanılarak temizlenir.
  2. Cildi ölü hücrelerden arındırıp, hücre yenilenmesini aktive etmek için Peeling uygulaması yapılır.
  3. Cildin gözeneklerini açmak için aquagel sürülerek buhar uygulanır.
  4. Ciltteki siyah noktalar (komedonlar) vakum veya trikomedon ile temizlenir.
  5. Temizleme işleminden sonra 3 dakika kadar yüksek frekans uygulanarak cilt dezenfekte edilir.
  6. Cilt tipine ve ihtiyacına göre uygun serum ve ampüller, iyontoferez ile cilde uygulanır.
  7. Daha sonra, cilt tipine göre belirlenen Maske cilde uygulanır.
  8. Uygulanan maske temizlenir, tonik ile gözenekler sıkılaştırılır ve son olarak nemlendirici krem ile cilt rahatlatılır.

 

 

Medikal cilt bakımı

Medikal cilt bakımı cildin sorunune yönelik profesyonel ürünler seçilerek temizlenmesi ve desteklenmesi prosedürüdir. Birçok cilt sorununin başarı ile çözümlenmesini sağlar. Merkezimizde gerçek anlamda yöntem eğitim almış olan uzman estetisyenler tarafından ileri seviye bakımlar uygulanmaktadır.

Cilt, vücut için oldukça önemli bir nem deposudur. Dermis vücuttaki suyun %15-18’ini içermesi vasıtası ile yaşamsal bir rol oynar. Dermis, bu fonksiyonu cildimizin su tutmasını destekleyerek ve suyun buharlaşmasını engelleyerek sağlar.

Epidermiste birden fazla aquaporin (derialtı sulama kanalları) olduğu keşfedilmiştir. Ciltteki ölü tabakanın giderilerek aquaporinlerin açılmasıyla dermis ile epidermis arasındaki su akışı artar. Böylece epidermis daha nemli, esnek, yumUşak ve parlak hale gelir. Aquaporinler yaşla beraber azalır, bunun anlamı yaşla birlikte cildin su tutuculuğunun azalmasıdır.

Testler, profesyonel bakımdan birkaç saat sonra ciltteki nem oranında %80 artma olduğunu kanıtlamaktadır.

Etkin ajanlar tarafından yoğunlaştırılmış cilt bakım ürünleri kimyasal koruyucu içermezler. Bu nedenle de özelliklerini ve aktivite potansiyellerini kaybetmezler. Zararlı çevresel faktörlere karşı hücre yüzeyini korlinkar. Doğal olan bu ürünlerin hepsi cilt tarafından çok iyi tolere edilir.

Hydrapeel Bakımı

Kullandığı AHA ve BHA hidroksi asitleri sayesinde ciltte demodex bakterisinin üremesini önleyerek cildi temiz tutar, sebum kontrolünü sağlar, renk açılması ve aknelerin yok edilmesi gibi işlemlerde etki gösterir. Hydra soft peeling özelliği sayesinde cilt tahrişini minimuma indirirken, peeling sonrası nemlendirici etki yaratır.

Türkiye’de ünlü dermatologların ve A+ kliniklerin kullandığı Hydrapeel bakımı sadece cilt bakımı değil aynı zamanda bir tedavi protokolü de sayılabilir.

 

Medikal cilt bakımı basamakları nelerdir?

Cilt Bakımı başlamadan cilt analizi yapılır. Cilt analizi sonucu cilt tipi ve sorunler belirlenir ve cilt tipine yönelik uygulanacak profesyonel medikal ürünler seçilir. Kullanılacak ürünler belirlendikten sonra aşağıda aşamaları verilen cilt bakımına başlanır:

  1. Cilt makul temizleyiciler (süt, jel, vs.) kullanılarak yağ, makyaj atığı vs. temizlenir.
  2. Cildi ölü hücrelerden arındırıp, hücre yenilenmesini aktive etmek için jojoba granülleri içeren medikal peeling uygulaması yapılır.
  3. Cildin gözeneklerini açmak ve cildi yumuşatmak için buhar uygulanır.
  4. Ciltteki siyah noktalar (komedonlar) vakum ya da komedonpres ile temizlenir.
  5. Temizleme prosedüründen sonra cilt dezenfekte edilir.
  6. Cilt tipine ve ihtiyacına göre deniz ipeği,kolajen hidrolizat, hyaluronic acid,escin ,kahverengi deniz yosunu gibi cildi onaran, hücre yenilenmesini sağlayan aktif bileşenler içeren serum ve ampüller cilde uygulanır.
  7. Daha sonra, cilt tipine göre belirlenen ginseng, bisabolol, kaolin ve azulen gibi aktif maddeler içeren maske cilde uygulanır.
  8. Uygulanan maske temizlenir,cildi dengelemek, ph dşayetini güvenliğini sağlamak, cildi sakinleştirip pürüzsüzleştirmek için huş ağacı, papatya,şerbetci otu, kantoron gibi doğal özler içeren medikal tonik ile gözenekler sıkılaştırılır ve son olarak nemlendirici krem ile cilt rahatlatılır.

 

Akne Tedavisi

Akne yada bilinen adı ile sivilce her insanda ve özellikle ergenlik döneminde kendini gösteren bir cilt hastalığıdır. Yağ bezi kanallarının (folikül) cildin yüzeyinde daha yoğun bir yağ tabakası ile tıkanarak yağ bezlerinin salgıladığı yağın (sebum) cilt dışarısına atılamamasından kaynaklanır.

Hemen hemen her insanda belli dönemlerde görülmektedir. Vücut herhangi bir dış müdahaleye gerensinim duymadan zaman içerisinde kendi tedavisini gerçekleştirir. Gerçekleştiremediği durumlarda ise problem müzmin bir hal alarak kişinin yaşam kalitesini olumsuz yönde etkiler. Bu tür durumlarda akne tedavisikaçınılmaz olabilir.

Akne / Sivilce Nasıl Oluşur?

Akne Tedavisi ,Yağ bezleri isimlerini, ürettikleri yağlı bir madde olan sebumdan alırlar. Normal şartlar altında sebum, kıl folikülü boyunca ilerler ve cilt yüzeyine çıkar. Akne oluştuğu zaman sebum folikülün içinde kalır ve dışarı çıkamaz. Akneler yağ bezlerinin daha yoğun olarak bulunduğu yüz, boyun, sırt, kolların üstü ve omuzlar gibi bölgelerde daha çok oluşur. Siyah nokta şeklindeki akne lezyonlarına komedon adı verilirken, kırmızı, şişmiş ve irinli lezyonlara papül, nodül ve püstül denilmektedir.

AKNE / SİVİLCE OLUŞUMUNUN NEDENLERİ

Genetik FaktörlerAkne genetik özellikler de içeren bir olgudur. Aslında herkes belli bir dereceye kadar akne sorunu yaşayabilir, ama bazı kişilerin kimi akne türlerine genetik bir yatkınlıkları vardır. Eğer anne veya baba ergenlikte ya da hayatının herhangi bir döneminde akne problemi yaşamışsa çocuklarında akne görülme ihtimali daha yüksektir.

Hormonlar (Androjen)

Akne Tedavisi genelde, vücut androjen hormonunu daha fazla üretmeye başladığı zaman oluşur. Androjen üretimi 11-14 yaşları arasında en üst seviyeye ulaştığında akneler de artmaktadır. Genç kadınlarda menstrüel döngü nedeniyle değişen hormon seviyeleri de aknelerde alevlenmelere neden olmaktadır. Bu değişiklikler yağ bezlerinin androjenlere olan hassasiyetini de etkilemektedir.

Bakteriler

Kapalı folikül, bakterilerin üremesi için uygun bir ortamdır. Özellikle bu ortamda yaşayan bakteri P.Acnes bakterisidir. Bu bakteri, sebumla beslenir ve aknesi olsun olmasın herkesin cildinde bulunur. Yağ bezi tıkandığında ve içi sebumla dolduğunda P.acnes bakterisi çok daha çabuk çoğalır. Bakterinin ürettiği kimyasallar folikül içinde ve cilt yüzeyinde inflamasyona neden olur.

Artan Sebum Üretimi

Yağ bezleri androjenler tarafından uyarıldıktan sonra daha fazla sebum üretmeye başlarlar. Yağlı sebum, folikülün içinde birikir ve yukarıya doğru hareket eder. Yukarı doğru hareket ederken, normal cilt bakterileri ve ölü cilt hücreleriyle birleşir. Sebum üretimi arttıkça, kıl folikülünün tıkanma ve komedonlara neden olma ihtimali de artmaktadır.

Folikülün İçerisindeki Değişimler

Androjen üretimi arttıkça ve yağ bezleri genişledikçe, kıl folikülünün cildin altına doğru uzanan yapısı da değişime uğramaktadır. Normalde ölü hücreler kademeli olarak dökülürler ve cilt yüzeyinden uzaklaşırlar. Ergenlik döneminde hücreler daha sık dökülürler ve birleşip yapışmaya daha müsaittirler, sebumla temas ettiklerinde folikülü tıkayabilirler. Bu durumda sebum ve ölü hücreler folikülde bir tıkaç oluştururlar.

AKNE TEDAVİSİNDE KULLANILAN YÖNTEMLER

Topikal (Krem) Tedavi
İlaç Tedavisi
Mezolifting (Cilt Mezoterapisi)
Kimyasal / Bitkisel Peeling
Medikal Cilt Bakımı Tedavisi
Co2 Fraksiyonel Lazer

Leke Tedavisi

Leke Tedavisi ,Günümüzde en çok şikayet edilen cilt sorunlarından biri lekeler. Bu lekeler, ileride daha büyük cilt problemlerine neden olabiliyor. İster güneş, ister yaşlılık, hamilelik ve hormon tedavisi, doğum kontrol hapları nedeni ne olursa olsun cilt lekeleri oldukça yaygın ve kimi zaman rahatsız edici bir sorun. Lekeler sadece beyaz tenlilerde görülmüyor. Ozon tabakasının giderek hasar görmesi, ultraviyole ışınlarına daha çok maruz kalınmasına neden oluyor. Dolayısıyla güneş lekeleri oluşuyor ya da var olan lekelerin renkleri koyulaşıyor. Koyu tenliler de risk altında. Açıktan koyu kahverengiye kadar değişen tonlarda olan ve ilerleyen yaşla birlikte daha sık karşılaşılan lekeler, cildin en çok güneş gören bölgelerinde meydana geliyor. Onlarla baş etmenin ilk aşaması ise sorunun köküne inmek. Hiperpigmentasyon nedenini bulup ona göre önlem alınması.

Güneş lekesi (Melazma) nedir?
Tıp dilinde melazma olarak adlandırılan güneş lekeleri genellikle yüzde oluşan kahverengi lekelenmeler olarak beliriyor. 20’li yaşlardan sonra ortaya çıkan bu problem, kadınlarda daha fazla görülüyor. Yüz bölgesinde sıklıkla iki taraflı ve simetrik oluyor. Güneşlenme, güneş ışınlarının dik geldiğinde alın, yanak, burun ve dudak üstü gibi yüz bölgelerinde daha fazla görülüyor, hamilelik ve hormon tedavisi, doğum kontrol hapları güneş lekelerini tetikliyor. Bu lekelerin rengi yaz aylarında koyulaşırken kış aylarında açılabiliyor, ancak bazı lekelerin tüm yıl boyunca koyu kalabiliyor.

Derin ve yüzeysel olmak üzere iki çeşidi bulunan güneş lekelerinde yüzeysel lekelerin tedavisi daha kolay, derin lekelerin ise daha zor. En çok görünen ise; derin ve yüzeysel lekelerin bir arada bulunduğu leke tipi. Esmerlerde ve buğday tenlilerde güneş lekesi olasılığı beyaz tenlilere göre daha yüksekken beyaz tenlilerde de güneş lekesi yani melazma görülebiliyor.

Neden oluyor?
Güneş lekesi oluşan bölgede cildin her yeriyle aynı sayıda renk hücresi bulunuyor. Bu bölgelerde renk hücreleri daha çok çalıştığından renk üretimi daha fazla oluyor. Bu sebeple güneş lekeli alan, cildin diğer bölgelerine göre daha koyu görünüyor. Melazmanın strese bağlı olabileceği de düşünülüyor çünkü stres esnasında salgılanan hormonlar renk hücrelerini tetikliyor. Hormonal sebepler başka bir faktör. Hamileliklerde, doğum kontrol hapı kullananlarda, hormon tedavisi görenlerde güneş lekesi oluşabiliyor. Hormonlar renk hücrelerini tetikleyebiliyor.

Leke en çok nerede oluşur?
Cildin hassas olduğu, güneş ve kimyasal maddelerle en fazla temas eden bölgeler başta olmak üzere; lekeler bazı hastalıklar ve yaşın ilerlemesi ile birlikte vücudun her bölgesinde görülebilir. Eller güneş ve kimyasallarla temas etmesi nedeniyle, yüz ve boyun cildi ise güneşle olan temasın fazlalığından dolayı lekenin en fazla görüldüğü bölgelerdir.

Güneş lekesi olmaması için?
Güneş lekesi şikayeti olanların düzenli olarak yaz, kış, gün içinde 4 saatte bir, en az 30 faktörlü güneşten koruyucu ürünler kullanmaları gerekir. Ayrıca güneşten koruyucu kullanırken bile çok fazla direkt güneşe maruz kalınmamalı, gölgede durmaya özen göstermeli ve şapka, gözlük takılmalıdır. Kapatıcı baz üzerine ten renklerine uyumlu fondöten veya pudra kullanabilirler. Bu kapatıcıların içinde güneşten koruyucu olması gerekir. Böylece hem lekeler kapatılır, hem tedaviye destek olunmuş olur.

Her yaşta, uygun koruma faktörlü güneş koruyucular kullanılmalı.
Güneş ve solaryumla bronzlaşmaya çalışırken ciltte kontrolsüz olarak yanıklar oluşmamalı.
Kozmetik amaçlı kullanılan ıslak alkollü mendiller, tüy sarartıcı kremler, deodorantlar, bronzlaştırmaya yardımcı krem gibi ürünlerin özellikle de güneşle temas etmeleri, ciltte lekelenmelere yol açar.
Özellikle yüz, koltuk altı, kasık bölgesi gibi cildin ince olduğu bölgelere uygulanan ağda, lazer epilasyon, cilt bakımı, peeling gibi işlemlerin sonrasında cildin güneşten, kimyasal ve mekanik travmalardan özenle korunması gerekir.
Sivilce, akne izlerine gelişi güzel uygulanan tedaviler ileride leke sebebidir.
Hamilelik döneminde meydana gelen yüzdeki gebelik lekesi, hormonal durumdaki değişikliklerin güneşle etkileşimi sonrası oluştuğu için bu dönemde özellikle güneşten dikkatle korunmak gerekir.
Cildin nemlendirilmesi, her yaş ve her mevsim doğru olarak yapılmalı. Cildin hassas bölgeleri olan yüz, dekolte ve el cildine belirli aralıklarla yapılan bakımlar, hem lekelenmeleri hem de o bölgelerin hızla yıpranmasını durduracaktır.

Güneş lekeleri nasıl tedavi ediliyor?
Leke Tedavisi öncesi lekenin derinliğinin tespit edilmesi çok önemlidir. güneş lekesi tedavisinde, leke yeni başladıysa tedaviden daha iyi yanıt alındığını gerçek. Leke ne kadar eskiyse tedavi süresi de o ölçüde uzun oluyor.
Lekenin meydana geliş sebebi araştırılıp, etken bulunarak cildin o sebepten arındırılması gerekir. Buna dikkat edilmezse var olan lekenin, tedavi edilse bile tekrar oluşabileceği unutulmamalı.
Ciltte oluşan, akut denilen yeni başlamış olan hastalık belirtileri varsa (yanık, kızarıklık, kaşıntı, pullanma vb.) bu şikayetler tedavi edilmeli.
Lekenin durumuna göre bir tedavi yöntemi belirlenip sabırla tedavisi yapılmalı.
Leke tedavisi sonrası gerekli bakımın ve korumanın yapılması gerekir. Günlük olarak mutlaka en az 30 faktörlü güneşten koruyucu kremler kullanılmalıdır.

 

 

Oksijen Bakımı

Oksijen Bakımı, Ozon sauna veya diğer ismi ile ozon kabin uygulaması, cilt yoluyla vücuda ozon – oksijen alımını sağlayan bir uygulamadır. Ozon – oksijen emilimi özellikle nemli  ortamlarda daha hızlı ve kolay olmakta olduğu için ozon sauna vücuda ozon alınmasında çok iyi bir yöntem olarak kabul edilir.  Ortam ısıtılıp buhar verilerek cildin nemlendirilmesi  ile açılmış gözeneklerden  ozon emilimi  sağlanır. Terleme yoluyla vücuttan toksinlerin atılımı kolaylaşır.

Ozon sauna nasıl uygulanır:

Oksijen Bakımı ,Ozon sauna uygulamasında tek kişilik bir kabinin içine sadece başı dışarıda kalacak şekilde girilip, oturulur. Oturma ve başın dışarıda kalma yüksekliği ayarlanır. Boyun bölgesine ısı, nem ve gazların dışarıya kaçmasına engel olmak için havlu sarılır. Uygulama yapılacak kişi kabinin içinde tamamen çıplak veya iç çamaşırları ile olmalı.  Uygulama yapacak olan uzman, kişiye uygun ısı, nem ve ozon-oksijen dozlarını, süreyi ayarlar. Genellikle uygulama süresi 20 ila 30 dakika arasındadır. Seans sonrası kabin dışında beden ısısı normale gelene dek bir süre dinlenilir. Daha sonra da duş yapmadan giysiler giyilir. Duş uygulamadan 1-2 saat sonra alınmalıdır. Çünkü cilde temas eden gazların deriden tam olarak emilmesi ve bedenin normal ısısına dönmesi için bu gereklidir.

Oksijen Bakımı ,Ozon Saunanın Yararları:

Zayıflama: Artan beden ısısı, dolaşımın hızlanması ve ozon oksijen gazlarının etkisiyle vücutta kalori yakılmasına yol açar. Bir seans ozon sauna 250 ila 500 kcal, harcanmasına neden olur. Yakılan kalori çıkılan ısı ve kişinin beden özelliklerine, yaşına göre değişmektedir. Sadece ter yoluyla 500 gr civarında saunaya giriş ve çıkış farkları olmaktadır.

Detoks Etki: Yaşayan insan bedeni içinde birçok kimyasal reaksiyonlar gelişir ve bazı toksin türünde vücuda zararlı maddeler oluşur. Ozon saunada ısı ve nem yardımıyla bu maddeleri terle hızlı şekilde vücuttan uzaklaştırılır.

Dolaşımın hızlanması: Isı ve gazların etkisiyle kan dolaşımı hızlanır. Kalp damar sistemi zararsız bir egzersizden geçirilmiş olur. Artan kan dolaşımı tansiyon üzerine olumlu etkiler yaratırken tüm dokuların daha iyi oksijenlenmesi ve atıkların hızla uzaklaştırılmasına neden olur.

Böbrek fonksiyonlarına destek: Normalde böbrek yoluyla uzun sürede atılması gereken bir çok toksik madde özellikle ağır metaller terleme yoluyla deriden kolaylıkla atılabilmektedir.

Vücut direncini arttırmak: Ozon ve oksijenin cilt yoluyla vücuda girmesi sonucu gelişen birçok biyolojik ve kimyasal reaksiyonlar sonucunda immun sistem uyarılır ve düzenlenir. Bu sayede  hastalıklara  karşı bağışıklık sistemi güçlendirilir.

Yorgunluğu giderir, zindelik verir: Özellikle adale dokusunda artan kan dolaşımı sayesinde yorgunluk hissi ve ağrıya neden olan laktik asit gibi maddelerin süratle uzaklaştırılmasını sağlar. Bu sayede seans sonrası kısa bir dinlenmeden sonra çok daha rahatlamış ve zinde halde günlük yaşama devam edilir.

Ağrı giderici etkiler: Ağrıya neden olan temelde dokularda bazı zararlı toksinlerin birikmesi, çeşitli nedenlere bağlı ödemler, dolaşım bozuklukları ve yetersizlikleridir. Isı, nem ve ozon oksijen yardımıyla artan dolaşım, azalan ödem ve toksinlerin ortamdan uzaklaştırılması ağrı hissinin yok olmasını sağlar.

Mikroptan arınma: İnsan derisi vücudu dış ortamdan gelebilecek çeşitli mikroplara karşı korur. Fakat bir çok mantar, bakteri deriye nüfuz ederek çeşitli hastalıklara neden olur. Ozon ve oksijenin yardımıyla bu tür zararlı mikro organizmalara öldürülüp etkisiz hale getirilir. Bu sayede temiz, sağlıklı bir cilde sahip olunur.

Yaşlanma etkilerinin giderilmesi: Geçen yıllar ve çeşitli etkilerle cildimiz her geçen gün biraz daha yaşlanır. Zararlı ışınlar, toksik maddeler derinin hücrelerinin yaşlanmasına, kurumasına ve buruşmasına neden olur. Uygun nem ve ozon oksijenin yardımıyla deri hücreleri daha sağlıklı hale gelirler. Yeni hücreler gelişir. Üst yüzeyde bulunan ölü ve yaşlı hücreler dökülerek alttan genç, sağlıklı hücrelerin gelmesi sağlanır.

Sellülitleri giderir ve oluşumunu önler: Deri ve deri altındaki dokuların oksijenlenmesinin, dolaşımının azalmasının sonucu olarak sellülit oluşur. Hücrelerdeki atık maddelerin uzaklaştırılması, deri altı yağ dokusunun oksijenlenerek dolaşımının artması, yağların yakılması ve dokuların sağlıklı hale amaçlanır. Adeta oksijenle yıkanan dokular çok daha pürüzsüz, temiz ve sağlıklı hale gelir.

Stresi ve stresin etkilerini giderir: Sauna uygulaması esnasında solunum, dolaşım ve kalp damar sistemi çalışması hızlanır. Bu sistemler bir tür egzersiz yapmış olurlar. Aktive olan iç salgı sistemlerinin de etkisiyle strese neden olan hormonal mekanizmalar bu sayede düzene girer. Stres nedeniyle kasılan adale dokuları gevşer. Azalan dolaşım artarak stresin yarattığı rahatsız edici etkiler ortadan kalkar.

Kansere karşı koruyucu etkiler: Kanserin meydana gelmesinde en önemli etkenlerin başında doku ve hücrelerin yetersiz oksijenlenmesi ve toksik maddelerin doklarda birikerek yarattığı olumsuz etkiler gelir. Ozon sauna bu nedene yönelik olarak yararlı etkileri ile kansere karşı koruyucu yarar sağlar.

Beyin fonksiyonlarını geliştirir: Ozon ve oksijen beyin dokusunun daha iyi beslenmesini, oksijenlenmesini sağlayarak zihin çalışmalarını destekleyici etki gösterir.

Cilt hastalıkları: Sedef, Akne, Egzama, Liken gibi cilt hastalıklarının tedavisini kolaylaştırır.

Anti-Aging Cilt Bakımı

Antiaging kelime anlamı olarak yaşlanmaya karşı olmayı ifade eder.Antiaging uygulamalar ile sağlıklı yaşam, kronik hastalıkların oluşmasını önlemek veya geciktirmek hedeflenmektedir. Böylece kişilerin ömürleri artarken aynı zamanda kaliteli bir yaşam sürmeleri sağlanmaktadır. Son yüzyıl içinde gelişmiş ülkelerde yaşam sürelerinin sürekli olarak artıyor olmasının altında modern tıp biliminin ve yasam koşullarındaki iyileşmenin sağladığı avantajlar yer almaktadır. Yaşlı nüfus oranı gün geçtikçe artmaktadır.Yaşlılıkla beraber görülen kronik hastalıklara bağlı hastaneye müracat ve sağlık harcamalarında görülen yüksek rakamlar gelişmiş ülkelerde antiaging tıp bilimini ön plana çıkarmıştır. Hastalıkları önlemek için yapılan harcamaların hastalıkların tedavisi için yapılan harcamalardan çok daha az olduğu görülmüş ve ülke ekonomisi açısından önemli ölçüde bir tasarruf sağlanmıştır. Yaşlılıkta görülen kronik iltihabi hastalıklar: diyabet,demans veya Alzheimer hastalığı, kalp damar hastalıkları, kanser, kemik erimesi ; antiaging programlar ile iltihap ve serbest radikallerin oluşumu azaltılarak ve hücrelerin enerji üretimini arttırarak ve tarama testleri ile de erken teşhis ve hemen tedavi edilerek önlenmektedir.

 

Anti-Aging Cilt Bakımı Nasıl Bir Tedavi Şeklidir?

Anti-aging bir tür koruyucu hekimlik sayılabilir. Yaşlanmayı önlemek için uygulanabilecek tüm tedbirler, Anti-aging tedavisinin içinde yer alıyor diyebiliriz. Anti-aging tedavisinin ana temaları şunlardır:
Hormon diagnostiği ve tedavisi
Beslenmenin ayarlanması
Risk teşhisleri ve danışmanlığı (Genetik)
Vücut dinçliği
Stres yönetimi
Tıbbi kozmetik

Anti-Aging Cilt Bakımı Temel Fonksiyonları Nelerdir?

Anti-aging tedavisi, yaşlanmayı önlemek için uygulanan bir tedavi şekli olduğuna göre, kişiye özel bir tedavi olması kaçınılmazdır. Kişiye has olarak şu yöntemlerle yaşlanmayı durdurmaya çalışmak, yaşlanma sürecini geciktirmek, Anti-aging tedavisinin temel unsurlarıdır:
Antioksidan,mineral ve diğer vitamin eksikliklerin giderilmesi
Hormon replasmanı (growth hormon,östrojen vs )
Kişiye özel ANTİ-AGİNG diyet
Egzersiz programı
Cilt bakımı ve kozmetik cerrahi

Yaşlanmanın Sebepleri Nelerdir?

Yaşlanmanın en temel 3 sebebi:

Serbest Radikaller
Azalan Hormonlar
Sağlıksız Yaşam

 

Özel Göz Bakımı

Özel Göz Bakımı Çok ince ve hassas yapıda olmasından dolayı göz çevresi yaşlanma, hastalık, yorgunluk, uykusuzluk
gibi olumsuz etkilerin en kolay fark edileceği bölümüdür.
Kimi insanlar göz altlarının devamlı mor olmasından , pek çok kişi göz altı torbalarından
ve bazıları da göz çevresinde oluşan çizgilerden şikayet etmektedirler.
Aslında göz çevresi bakımını genel cilt bakımından ayrı düşünemeyiz,
fakat göz çevresi hassas olduğu için özel ürünler kullanılmalıdır.

Öncelikle kişinin yaşı ve cilt yapısı gözünde bulundurularak problemin derecesi tespit edilmelidir. Örneğin gözaltı torbaları ve morlukları genetik bir durum olabileceği gibi aşırı yorgunluk sonucu
sonradan da oluşabilir ya da bunlar dolaşımla ilgili bir sağlık probleminin göstergesi olabilirler.
Daha çok açık tenli kişilerde gözüken morluklar pek çok kişiyi rahatsız etmektedir.
Ayrıca, genç yaşlarda göz çevresinde oluşmaya başlayan çizgiler kuru cilt yapısına sahip kişilerde sıkça görülmekle
birlikte çok sigara içen ve fazla mimik hareketleri yapan kişilerde de hızla oluşmaktadır.

Özel Göz Bakımı

Göz çevresi, derinin en ince, hassas ve yağdan yoksun olduğu noktadır.
Üstelik, bu bölgede, çok yoğun biçimde hareket eden pek çok kas vardır:
Gözkapakları günde 10.000 kez açılıp kapanırlar. Tek dayanakları, gözü çevreleyen kemiklerdir.
Gözkapağı ve kirpiklerin altında ve üstünde yer alan yağ tabakaları da koruyucu filtre görürler.

Gözler, ruhun ve sağlığın aynası ama aynı zamanda yüzün en nazik bölgesi.
Çünkü göz çevresindeki deri yüzün diğer kısımlarından 7 kat daha incedir.
Dış etkenlere aşırı duyarlı ve kırışıklıklara açık bir yapısı olduğundan yüze uygulanan
her türlü krem ya da maske göz çevresi derisine zarar veriyor. Bu bölgeye özel ürünlerin kullanılması gerekiyor.
Güzelliğin en çarpıcı silahı olan gözler, yüzün en hassas bölgesi olduğu için erken yaşlarda kırışıklıklara davetiye çıkarıyor.
Bu nedenle göz çevresine ekstra bir bakım gerekmektedir.

Şikayetleri önlemek için, doğru ürünler kullanılmasını ve ayda bir kez(bazı özel durumlarda 15 günde 1) göz çevresi bakımı yaptırılmasını öneriyoruz.

 

Özel Göz Bakımı da Önerimiz tıpkı kapsamlı bir cilt bakımı gibi ayda 1 kez yaklaşık 1,5 saat süreyle kırışıklıkları, torbalanmaları,
morlukları önlemek ve azaltmak amacı ile özel göz çevresi bakımı yapılması ve bu işlemi uygularken süt, krem,
tonik, ampul, serum ve maskesi ile sadece göz çevresi için geliştirilmiş özel ürünlerin kullanılmasıdır.

Merkezimizde ki anti-aging özel bakımı, göz çevresini canlandırır, nemlendirir,
yeterince oksijen almasını sağlar ve gerdirir. Canlandırma ve nemlendirme,
göz torbacıklarının oluşması ve sarkmalarını önleme, yıpranma ve zayıflamayı azaltma,
dokuyu canlandırma, toksin ve atıkların atılmasına yardımcı olma gibi çok önemli faydalar sağlar.
Düzenli yapılan göz çevresi bakımıyla bakışlarınızdaki pırıltı sizi çok şaşırtacak.

Bölgesel Zayıflama

 

Kativasyon

Kavitasyon anestezisiz, iz bırakmadan, ağrısız, sızısız bir şekilde vücudu eritmek anlamına gelip liposuctionın risksiz bir alternatif şeklidir.  Sonuç ise yağ hücrelerinin erimesi şeklindedir.

Kavitasyon, düşük ultrason dalgalarına dayanan doğal bir olaydır. Ultrason dalgaları sıvının içinde gitgide büyüyen ve belli bir büyüklükte patlayan hava kabarcıklarını oluşturur. Etkisi en az olan ısı halindeki enerji ve etkisi en çok olan basınç dalgaları serbest kalır. Yağ tabakalarının titreşimlere direnme kapasitesi kaybolarak kavitasyon ile bu yağ hücreleri kolayca kırılır. Bu olay esnasında kas, sinir ve damar dokuları korunmaktadır. Böylece zayıflama gerçekleşmiş olur.

G-5

Hızlı titreşim ve iterek sıkıştırma yöntemi ile yağların ve selülitli bölgelerin bu mekanik parçalanma etkisi ile yakılmasını sağlar. Uygulama sırasında özel selulit ürünleri ve yağların parçalanmasını arttırıcı nemlendiriciler ve  zayıflama ürünlerinin uygulama alanında kullanılması ile birlikte gözle görülür ciddi bir etki elde edilir. Gerginleşmiş noktaları ve spazmları yatıştırmaya, ödemlerin ve yorgunluk sonrası kaslarda biriken ve atik urun olan laktik asidin atılmasını sağlar. Bu uygulama ile kan dolaşımı hızlanır, ciltte çizgilenmeler vede incelmeleri azaltır ve cilde esneklik sağlar, cilt kalitesini arttırır. G5 masajı uzun yıllardır özellikle bölgesel zayıflamada kullanılan ve hızla yaygınlaşan yöntemlerden biridir. Bilinen hiç bir yan etkisi yoktur. Uzun yıllar kullanılmasına bağlı olarak güvenirliği ispatlanmıştır.  Bu uygulama sonrasında kan akışı hızlanır, damarlar açılır ve vücut toparlanır. Bu uygulama özellikle pasif jimnastik ile kombine edildiğinde vücudun ısınmasını ve yağ yakmaya daha erken başlamasını sağlıyor. G5 Masajı tüm vücuda uygulanabiliyor. Özellikle kalça, üst bacak, kol ve popo bölgelerinde, selülitle mücadele amaçlı daha etkili olarak kullanılabiliyor.

 

 

G5 Masajının Faydaları Nelerdir?

  1. Bölgesel Dolaşım
  2. Ağrı giderme
  3. Rahatlama
  4. Fazla yağların yakılması
  5. Cilt sıkılaştırma
  6. Bölgesel zayıflama
  7. Cildin esnekliğini sağlama
  8. Toksin atma
  9. Selülit oluşumunu engeller ve selüliti azaltır
  10. Kemik yoğunluğunu arttırır
  11. Zihinsel ve bimensal stresi azaltır
  12. Mezoterapi
  13. Mesoterapi, ilk 1952 yılında Dr. Michel Pistor tarafından geliştirilen estetik amaçlı tıbbi bir işlemdir.
  14. Homeopatik ajanlar, farmasötikal ajanlar, vitamin, bitki ekstraktları (özütleri) mikroenjeksiyon tekniğiyle cilt ve cilt altına uygulanır.Enjekte edilecek maddeler kişiye ve amaca uygun şekilde seçilmektedir.
    Mezoterapi hangi durumlarda kullanılır?
    Sellülit
    Saç dökülmesi
    Skar revizyonu (ciltteki nebbe dokularının iyileşmesi)
    Yüz gençleştirme
    Lokal (bölgesel) yağlanma
  15. Mezoterapi kimler için uygun değildir?
    Gebelerde
    İnme (felç) geçirmişlerde
    İnsülin bağımlı diabetes mellitus (şeker hastalığı) olanlarda
    Kanser durumunda
    Kan pıhtılaşma bozukluğu olanlarda
    Çoklu ilaç tedavisi gerektiren kalp hastalığı bulunanlarda mezoterapi uygulanmaz.
  16. Mezoterapinin yan etkileri nelerdir?
    Enjeksiyon bölgesinde geçici ezik ve çürükler olabilir. Kullanılan maddeler sistemik dolaşıma karışmaz. Bu nedenle bu problemler geçicidir.
  17. Mezoterapiye cevap ne zaman başlar?
    Hastalığın ciddiyetine göre ve vücut yapısına göre cevap değişir. Ancak genel olarak 2-3 seansta sonuç alınmaya başlar.
  18. Mezoterapi nasıl etki eder?
    Mezoterapide problemin olduğu bölgeye uygun solüsyonlar hazırlanarak işlem uygulanır. Bu şekilde o bölgedeki kan dolaşımı, lenfatik dolaşım ve immün cevap düzenlenir.
  19. Mezoterapi işleminin maliyeti nedir?
    İşlemin maliyeti yapılacak bölge genişliğine ve periyodik tekrarına göre değişir.
  20. MEZOTERAPİ KULLANIM ALANLARI
  21. Sellülit mezoterapisi
    Sellulit her yaş grubu kadın ve erkekte görülebilen ciltte dalgalı yumru görünümüdür. Problem genelde hormonal duruma bağlı lenf drenaj sorunu sonrası ortaya çıkmaktadır.
  22. Sellülit tedavisi için mezoterapi ile 4-10 haftada, haftada bir kez olmak üzere başarılı sonuçlar alınır. Eğer hasta diet ile bunu korursa sonuçlar kalıcıdır.
  23. Mezoterapi ile cilt altına şırınga edilen maddeler sellülitli alanda kan akımını ve lenfatik dolaşımı düzenler, yağ depozitlerini çözer ve sertleşmiş bağ dokuyu düzeltir. Bu şekilde görünümü değiştirir.
  24. Lokal (bölgesel) yağlanma
    Mezoterapi, karın, bel, kol ve bacaktaki bölgesel yağlanmaların giderilmesinde liposuctiona alternatif tedavidir. Enjeksiyon alanındaki yağ dokunun yıkılmasını sağlar.
  25. Skar tedavisi
    Skar, cilt lezyonundan sonra oluşan doku tamiridir. Doku oluşan hasarı giderirken bazen o bölgedeki reaksiyona bağlı olarak nebbe dokusu oluşabilir. Bu bölgelere üçer hafta aralıklarla 5-6 seans mezoterapi yapılabilir.
  26. Saç dökülmeleri (Alopesi)
    Alopesi saçların dökülerek bölgesel veya tümden azalması veya yok olmasıdır. Özellikle bazı tip saç dökülmelerinde oldukça iyi ve sonuçlar alınmaktadır. Hastanın problemine göre haftalık veya iki haftalık seanslar şeklinde 4-10 seans yapılır.
  27. Cilt gençleştirme (Mezolift)
    Güneş hasarı ve kollajen kaybı birleşerek cildin dolgunluğunu ve görünümünü bozar. Mezoterapi yoluyla vitaminler, antioksidanlar ve bağ doku maddeleri dermise infüze edilir yani cilt içine şırınga ile verilir.  Haftalık uygulamalar şeklinde 2-4 seans tedavi yapılır.
  28. Mesolift oldukça etkili bir anti-aging tedavidir. Ciltte kollajen sentezini uyarır; gençleşme, sıkılaşma ve parlaklık oluşur.

 

Sizin İçin

Kampanyalar

Sıkça Sorulanlar

İnsan Kaynakla Cryo Lipoz

İstenmeyen bölgesel yağlar, bayan erkek günümüz insanının en büyük sorunlarından biridir. Ne yazık ki, eskiye oranla oturarak, masa başında yapılan işler arttıkça, bu sorunun çözümüne yönelik pek çok teknoloji de sunulmaya başlanmıştır.

Bu konuda en son teknoloji ise, Soğuk Lipoliz Yöntemi. Bu yöntem, bugüne kadarki yöntemlerden daha gelişmiş ve farklıdır. Vücutta istenmeyen yağ birikimi olan bölgelerdeki yağları, belirli dereceye kadar, etraftaki diğer dokulara zarar vermeden soğutarak , zarlarını eritip vücudun çöpçü hücreleri olan makrofajlar tarafından emilerek yok edilmesi esasına dayanan bir vücut biçimlendirilme yöntemidir (tedavisidir).

 

CRYO E ACTION ( Soğuk lipoliz ) yağ hücrelerini dondurarak işlevsiz hale gelerek onların yokolmasını sağlayan kontrollü ve bölgesel bir cilt soğutma yöntemidir. Aslında yağ hücrelerinin soğuğa maruz kaldığı zaman dermatolojide soğuk kaynaklı panikülit olarak da ifade edilen programlanmış hücre ölümüne (apoptoz) girdikleri yaygın bilinen bir gerçektir.

Cryolipoliz ( Soğuk lipoliz ) cihazı ile yağ hücreleri hedef alınarak yağ tabakasının bulunduğu bölgeler soğuk aracılığıyla parçalanır. Yağ hücreleri soğuğun etkisiyle daralıp büzülünce lenfatik sistem tarafından vücuttan atılır.

Cryolipoliz ve Cryo Elektroforez uygulama alanları

Liposuction yöntemine karşı serin bir alternatif

Cryo-lipoliz ( Soğuk lipoliz ) yağ hücrelerini dondurarak onların işlevsiz hale gelmesini sağlayan kontrollü ve bölgesel bir cilt soğutma yöntemidir. “Kulağa gerçek olamayacak kadar hoş geliyor değil mi? Aslında yağ hücrelerinin soğuğa maruz kaldığı zaman dermatolojide “soğuk kaynaklı panikülit” olarak da ifade edilen programlanmış hücre ölümüne (apoptoz) girdikleri yaygın bilinen bir gerçektir. Cryolipoliz ( Soğuk lipoliz ) cihazı ile yağ hücreleri hedef alınarak yağ tabakasının bulunduğu bölgeler soğuk aracılığıyla parçalanır. Yağ hücreleri soğuğun etkisiyle daralıp büzülünce lenfatik sistem tarafından vücuttan atılır.

Cerrahi müdahale gerektirmeyen bir uygulamadır.
Lipoliz diğer adıyla yağ parçalanmasını tetiklemek için yağ hücrelerini dondurur ve lenfatik sistem tarafından atılmalarını sağlar.
Tedavi esnasında  12 cm boyutunda disk şeklinde bir cihaz doğrudan cilde uygulanır.

Bu cihaz uygulama bölgesine yerleştirildikten hemen sonra aktif olarak çalışmaya başlar ve etkisini giderek arttırır.
Cihaz yerleştirildikten 5 ila 20 dk içersinde soğuklukta yağ parçalayıcı etkisini göstermeye başlar.
Diğer dokulara zarar vermez.
Apoptotik yağ hücrelerinin ölmesini sağlar.
Doğal olarak meydana gelen bir iltihaplanma süreci sonrasında ölü yağ hücreleri vücuttan atılır ve yağ tabakasında incelme olur

Sinirler, kas dokusu ve kemiklerin etrafındaki yağ dokusunu azaltan zararsız bir uygulamadır.Yağ tabakasının yoğun olarak bulunduğu bölgelerde daha etkilidir.

Müşteri Yorumları

 

 

 

Radyo Frekans

 

Radyofrekans nedir?

Radyofrekans ısı kontrollü zayıflama yöntemidir.
Nasıl çalışır?
Radyo dalgaları vücuttaki su molekülleri ile iyonlarını (sodyum-potasyum-kalsiyum-magnezyum) harekete geçirir. Bunların hareketlenmesine bağlı olarak enerji açığa çıkar ve bölge ısınır.

Amaç nedir?
Amaç ısıtılan(tedavi edilen bölge) bölgenin ısısının 41-43 dereceye çıkartmaktır(normalde vücut ısısı 36-37 derecedir). Cilt ısısı bu noktaya geldiğinde, cilt altı bölgedeki ısı 50-55 dereceye tekabül eder. Bu ısı vücuda herhangi bir tahribat ya da zarar vermez.

 

 

 

Etkileri nelerdir?

Radyofrekans yöntemi ile bölgesel tedavinin 3 etkisi vardır.

1.Etki : Temel Mekanizma : Radyofrekans su içeren bütün dokuları kontrollü bir şekilde çok derin dokulara geçmesine (veya iletilmesine) yol açmadan ısıtmakta. Çünkü Radyofrekans hücrelerdeki su moleküllerini harekete geçirmektedir. Bu teknoloji ile su düzeyi çok yüksek olan yağ hücrelerine ulaşılabilmektedir. Yani yağ dokusunu eritebilmektedir.
Tedavi sırasında ısınan bölgede yağ hücrelerinin duvarları parçalanır, yağlar erimeye başlar.Eriyen yağlar dolaşımın artmasına bağlı olarak kan ve lenf yolu ile emilir ve vücuttan atılır.

2.Etki : Yaşlanmış ve yıpranmış Kollajen doku parçalanır ve ölür. Bunların yerine vücut yeni kollajen üretimine başlar.

  1. Etki : Vücutta sıkılığı, gerginliği sağlayan dokuya bağ dokusu denir.Bu dokuyu oluşturan hücreler ise fibroblast hücreleridir.Oluşan ısı ile fibroblast aktivasyonu hızlanır.

    Sonuç

Yağların erimesi,kollajenlerin çoğalması ve bağ dokusunun yenilenmesi ile incelme,zayıflama,selülitlerin yok olması,toparlanma,sarkıkların giderilmesi,kırışıklıkların yok olması sonucu doğar.

TOP